Çoğu BT hizmet sağlayıcısı, teknik sorunlarınıza hemen dalıp düzeltmeye koyulur. En iyileri ise önce şunu sorar: İşiniz para kazanmayı nasıl sağlıyor? İşte bu soru, gerçek ortağı satıcıdan ayırır.
Çoğu BT hizmet sağlayıcısı, teknik sorunlarınıza hemen dalıp düzeltmeye koyulur. En iyileri ise önce şunu sorar: İşiniz para kazanmayı nasıl sağlıyor? İşte bu soru, gerçek ortağı satıcıdan ayırır.
Şaşırtıcı bir gerçekle başlayayım: Çoğu BT firması, müşterilerine işlerini nasıl yürüttüklerini hiç sormaz. Gelir kaynaklarını merak etmezler.
Düşünün bir. BT altyapınız, şirketinizin can damarını besliyor. Satışlarınızı, operasyonlarınızı taşıyor. Ama bu altyapıyı yönetenler, neyi koruduklarını bile bilmiyor. Sanki binanın içini görmeden kapıdaki nöbetçi tutturuyorsunuz.
Yönetilen BT hizmetlerinde bu kopukluk her yerde. Anlamsız gerçekten.
Genelde şöyle olur: Bir arıza çıkar, ararsınız. "Ne oldu? Halledelim. Ne kadara mal olur? Tamam."
BT'yi tıpkaymış gibi görürler. Boru patlar, tamir eder, biter.
Oysa BT, işinizin kalbi. Bir kesinti sadece rahatsız etmez, cebinizi yakar. Yavaş ağ, kaçırılan fırsat demek. Eski güvenlik, veri kaybı. Sistemler arası uyumsuzluk, sessizce para sızdırır.
Gelir modelinizi bilmeden çözüm üretirlerse, karanlıkta kalırlar. Yangın söndürürler sadece. Ortaklık olmaz bu.
İlginç kısım şu: Biri "Nasıl para kazanıyorsunuz?" diye sorsun, yöneticiler duraklar. Net cevap veremezler çoğu zaman. Bu, şirket içindeki uyumsuzluğu gösterir.
Kendi ekibiniz 30 saniyede anlatamıyorsa, BT firmanız nasıl uydursun?
Soru basit ama etkili:
İyi bir BT ortağı, bunları öğrenir. Çünkü sistem bakmak değil, işinizi büyütmek ister.
En iyi ilişkilerde karşılıklı keşif olur. Siz işinizi anlatırsınız, onlar önceliklerini buna göre ayarla. Siz de teknolojiyle nasıl kazanacağınızı görürsünüz.
Belki müşteri veritabanı satış ekibinizi yavaşlatıyordur. Yedekleme, iş döngünüzden yavaş. Bulut geçişi masrafları %30 düşürebilir.
Bunlar, işinizi kökünden anlamadan çıkmaz.
Soru sormak yetmez. Bu bilgileri eyleme dökecek sistem lazım. Yoksa hizmet dalgalı olur, öncelikler kaybolur.
İşte ITIL burada devreye girer. Bilgi Teknolojileri Altyapı Kütüphanesi (ITIL), 1980'lerden beri standart. Hizmetleri yapılandırır, tekrarlanabilir kılar.
Tüm ekip aynı çerçeveyi bilir. Kurucu da, teknisyen de işinize stratejik bakar. "Hizmet değer zinciri"ni anlar: Tasarım, teslim, destek, iyileştirme.
Heyecanlı değil ama tek bir iyi adamdan öte, sistem yaratır.
Özetle: BT altyapısı, iş stratejilerinize uymalı. Tersine değil.
Belli ki basit. Ama birçok şirket, "en iyi uygulamalar" diye standart çözümler kurar. Kendi gelir modeline uymaz.
Gerçek ortak sorar: "Hangi süreçler para getirir, bunlar asla durmamalı?" Sonra tüm hizmeti buna göre kurar.
Bu satıcı mantığı değil, ortak mantığı.
BT'nizin sormasını beklemeyin. İçeride başlayın:
Yöneticileri toplayın: "Nasıl para kazanıyoruz?" diye sorun. Cevapları yazın. Tutarlı mı, doğru mu?
Kritik süreçleri haritalayın: Hangi sistemler, veriler, akışlar vazgeçilmez? Hangileri lüks?
Mevcut BT uyumunu puanlayın: Sağlayıcınız biliyor mu bunları? Öncelikleri doğru mu?
BT'nize sorun: Bir sonraki toplantıda "Gelir modelimizi anlıyor musunuz?" deyin. Cevabın kalitesine bakın.
Net, detaylı cevap verenler kalır. Genel geçer diyenler? İşinizi ciddiye almayanlar. Uptime değil, başarınız önemli.
BT'niz, neyi taşıdığını bilmeyene emanet edilmez.
Etiketler ['it services', 'managed it support', 'business alignment', 'it strategy', 'digital transformation', 'service delivery', 'itil', 'it vendor selection', 'business operations', 'it services strategy', 'it partnership', 'network security', 'it infrastructure', 'managed services']